Mehmet Ali Erbil: Eski baldızım beni zayıflattı!


Kelebek'ten Büşra Bozok Aytek'in Mehmet Ali Erbil ile röportajı...


Hayırlı olsun yeni programınız... - Çok teşekkürler. Nasıl bir program olacak, var mı önemli değişiklikler? - Endemol’ün çok güzel, çok sağlam formatlarından biri. Zaten daha önce Türkiye’de yapılmıştı. Biliyorsunuz, Eser Yenenler sunuyordu. Format yine aynı...


Bir başkasının meşhur ettiği programı devralmak konusunda çekinceleriniz olmadı mı hiç? - Hayır, olmadı. Benim “Bu programı daha önce başkası sunmuştu, onunla özdeşleşmişti, aynı formatı istemem” gibi komplekslerim yoktur. Saplantılı biri değilim. Yeter ki işi beğeneyim...


Yani hoşunuza giden bir iş bu? - Evet, içime sinen bir program oldu. Gelen pek çok tekliften daha çok heyecanlandırdı beni... Neydi size cazip gelen tarafı? - Birincisi kendi kimliğimi formata yansıtabilmem.


İkincisi çok fazla yarışmacı olması... Bu anlamda diğer genel kültür yarışmalarından farklı... Yurt dışında da izlenme rekorları kıran bir program bu. Yabancı versiyonlarını izlemiş miydiniz? Ya da tekliften sonra onları inceleme gereği duydunuz mu? - Yok, yurt dışındaki örneklerini izlemedim. Sadece Eser’in sunduğu bölümlere bakmıştım.


İki yıldır ekranlarda yoktunuz. - Evet, iki yıl ara vermiştim, iyi de oldu. O süreçte iki-üç program teklifi geldi aslında ama hiçbiri tam olarak içime sinmedi. Hayranlardan “Eyvah Düşüyorum”un sunuculuğunu devralmanızla ilgili ne gibi tepkiler geliyor?


- Çok beğeniyorlar. Bu formatı yadırgayan, olumsuz tepki veren kimse olmadı. Önemli olan insanların ekran karşısında eğlenebilmesi. Zaten yeterince dizi var, millet başka şeyler de izlemek istiyor artık... Bu bir yaz projesi mi yoksa kışa da devam edecek misiniz? - Bu yazlık bir program. Ama kış için de bir proje var aklımızda. Başka bir yarışma formatı ile ekranda olmayı düşünüyorum, bakalım.


Bu arada yıllardır sizin sunduğunuz “Çarkıfelek” yeniden başlıyor, sunuculuğunu da İlker Ayrık üstlendi. O konuda neler söyleyeceksiniz? - O da başarılı bir arkadaşımız. Allah herkesin yolunu açık etsin. Seda Sayan’ın bir lafı vardır, “Herkes gönlünün ekmeğini yer” diye. Hayırlı olsun...


Ekranlardan uzak kaldığınız iki sene içinde neler yaptınız? - Az önce de dediğim gibi, iki yıl ara vermek bana iyi geldi. Hem dinlendim, hem ekranları özledim, hem de izleyici beni özlemiş oldu. Güzel bir araydı yani... Bu arada dublaj işlerim devam etti. İmaj yenilemişsiniz. “Eyvah Düşüyorum” için mi acaba bu değişiklik? - İmaj değil bu, forma girdim, zayıfladım.


Kaç kilo verdiniz? - 6 kilo gitti. Nasıl oldu peki bu? - Eski baldızım (Şeyda Coşkun) beni zayıflattı. Valla helal olsun ona, sırf yemek yollayarak zayıflatmayı başardı beni. Hâlâ da diyete devam ediyorum. Kıbrıs’a gidiyorum bazen, beş gün kalıyorum, oradaki aşçıya bile talimat veriyor “şunlaru şunları yapacaksın” diye...


Şaşılacak şey, ben de sözünden çıkmıyorum, gayet iradeli çıktım. Eski kiloma döndüm bile... Ufukta sinema projesi falan var mı? - Bir iki senaryo geldi ama bilemiyorum. Açık konuşayım, pek güzel senaryo yok, gelenlerin hiçbirini beğenmedim.


Ya dizi? - Dizi teklifi de geldi bir tane, o da içime sinmedi. Ama sanırım Faruk Bayhan’la bir dizi projemiz olacak. Bakalım... Nasıl bir senaryo bekliyorsunuz? - Komedi oynamaktan sıkıldım artık... Biraz drama ağırlıklı işler, daha ciddi bir rol istiyorum.


Yıllardır sizin bir ayağınız Kıbrıs’ta... Hatta bazı şehir efsaneleri dolaşıyor “Kıbrıs’ın yarısı” sizinmiş diye... - Tabii canım, hatta bundan sonraki ilk hedefim Rum tarafını ele geçirmek (gülüyor). Kıbrıs artık benim evim gibi, oradakiler de ailem. Neredeyse her hafta gidiyor, sunuculuk yapıyorum. Otelde hangi sanatçı çıkarsa çıksın, öncesinde ben oluyorum sahnede.


Aile demişken, biraz da çocuklarınızdan söz edelim. Onlarla aranız nasıl, her şey yolunda mı? - Çok şükür yolunda... Çocuklarımı çok seviyorum. Ali Sadi tatile gidecek önümüzdeki günlerde, onun mutluluğunu yaşıyor. Yasmin’in Amerika planları var, orada okumayı düşünüyor. Tamamen buna yoğunlaştı.


Ya Sezin... Artık bir torun istemiyor musunuz? - İlk beş yıllık kalkınma planında bu yoktu. O sürenin dolmasına da iki sene daha var. Herkes torun sevgisi bambaşka bir şey diyor, inşallah Allah bana da tattırır. Ama Sezin’i bu konuda sıkıştırmıyorum, aksine ne kadar gecikirse o kadar iyi. Neden? - Nedeni var mı “dede” olacağım dede!


Başınızdan beş evlilik geçti, eski eşlerinizin hemen hepsiyle arkadaş kaldınız. Bunu başarmak kolay olmasa gerek... - Biz onlarla akraba gibi olduk. Hele de çocuk olmuşsa... Çünkü çocuk senin egolarını aşağı çekiyor. Maden çocuk yaptın, egolarından da uzak duracaksın. Fedakalık yapmadan olmaz.


Tekrar evlenmeyi düşünür müsünüz? - Tabii ki, neden düşünmeyeyim ki? Aşık olursam hemen evlenirim. Hiç o konuda kasmam, tutmam kendimi. Aşk hep var zaten... - Ne güzel şey işte o heyecanı her an tadabilmek... Ona istekli olmak... Aşk istemek de güzel bir şey, insanı motive ediyor.


Nafakalar belinizi büktü mü? - Hiç şikayetçi değilim... Ne yapacağız ki parayı başka, zaten paylaşmak için çalışıyoruz. Kanuni Sultan Süleyman götürememiş, ben nasıl götüreceğim öteki dünyaya!


Genç sevgilileriniz için neler söyleyeceksiniz? - Yok, hiçbir şey yok. Şu anda boşum. Ama nişanlım askerden gelecek onu bekliyorum (gülüyor). Ama sürekli yanınızda bir kadın var... - Sevgilim olsa da yazıyorlar, olmasa da... Benim gerçek sevgilim, elinden tuttuğum, beraber yürüdüğüm kişidir.


Geçtiğimiz günlerde mini şortu yüzünden Yasmin’le ilgili pek çok haber çıktı. Siz o fotoğrafları ve yazılanları nasıl karşıladınız? - Biz baskıcı bir aile değiliz. Annemizden babamızdan öyle görmedik, o yüzden hiç baskı yapmıyoruz. Yaşı küçük olduğu için arada tabii ki uyarılarımız oluyor.


Peki, ne gibi uyarılar yapıyorsunuz? - “Göz önündesin, anne ve baban ünlü insanlar, o yüzden biraz daha özen göstermen, dikkatli hareket etmen gerek” diyoruz. Bu da yeterli oluyor.