CANSEL ELÇİN'DEN İLGİNÇ İTİRAF!

Birçok yeni proje ekranlarda sıra sıra beliriyor. Akşam televizyon karşısında diziler arasında seçim yapmak gittikçe zorlaşıyor. Star TV yeni yayın döneminde Yalancı Bahar’ı seyirci ile buluşturdu. Sevgilisiyle beraber dolandırıcılık yapan, ancak pişman olup başka bir hayatı seçen Zeynep’in öyküsünü anlatan dizide başrolleri Cansel Elçin, Fahriye Evcen ve Serkan Ercan paylaşıyor. Dizinin eski iki tutkulu sevgilisini canlandıran Cansel Elçin ve Fahriye Evcen ile diziye ve oyunculuklarına dair konuştuk.



* Yalancı Bahar’da yer almanızı sağlayan ve senaryoda ilk sizi etkileyen nokta neydi?

Cansel Elçin: Öncelikle bugüne kadar oynadığım karakterlerden farklı olarak kötü bir adamı oynamak beni çok heyecanlandırdı. Beni ilk etkileyen nokta senaryonun çok akıcı oluşu ve canlandıracağım karakter oldu. İlk 4 bölümü o kadar çabuk okudum ki sanki her bir bölüm 15 dakikada bitti gibi...

Fahriye Evcen: Birkaç proje geldi bana. Aralarından eleyerek iyiyi buluyorsunuz. Senaryosunun çok kendine özgü ve orijinal olduğu için beğendim. Dizi sektöründe kendinizi tekrarlayabilirsiniz. Mümkün oldukça ben böyle olmamasına dikkat ediyorum. Yalancı Bahar’da böyle bir iş, tekrara düşmüyorsunuz. Başka işlerin izini taşımıyor.

* Dizideki karakterlere uzaktan baktığınız zaman nasıl tarif ediyorsunuz?

Fahriye E.: Bir kere hayatının akışını nasıl yönlendireceğini çok iyi bilen bir kadın. Genç yaşta bir takım şeylerin kararını vermek kolay değildir. Hayatta çok keskin virajlar almak zordur. Zeynep hayatının çok genç yıllarında önemli bir karar veriyor. Bunun cezasını ağır ödeyebilir. Duyguları çok baskın. Karakteri çok dik ve ne istediğini biliyor.

Cansel E.: Bence seyirci bir taraftan ona kızarken bir taraftan da onun davranışlarını anlamaya çalışacak ve içten içe sevecek. Çünkü ne olursa olsun aşık bir adam söz konusu.

Geçmişte yaptığımız şeylerden hiç pişman olmadık

* Dizi bir hatadan yola çıkıyor. Sizin de hayatınızda pişman olduğunuz hatalar var mıdır?
Cansel E.: Hayır, hayatımda yaşadığım şeylerden hiç pişmanlık duymadım.
Fahriye E.: Hayatta hiç pişman olacağım bir şey yapmadım. Yaptığım şeylerin genelde arkasında olurum.

* Türkiye’de ilk rol aldığınız işi ve şimdiyi düşününce hayatınızda nelerin değiştiğini gözlemliyorsunuz?

Cansel E.: Türkiye’deki ilk işimde ben buraya 3-4 aylığına geldiğimi düşünüyordum ama geleli 5 seneyi geçiyor. Artık çok alıştım buraya. Burada olmayı seviyorum. Tabii ki birçok şey değişti hayatımda. Burada kurulu bir düzenim oluştu. Çok iyi anlaştığım, birlikte tatillere gittiğim, boş anlarımızı sık sık birlikte geçirdiğimiz bir arkadaş çevrem oluştu. Burada yaşamaktan keyif alıyorum.

Fahriye E.: Altı yıl oldu İstanbul’a geleli. Aslında işi çok gözlemleyerek ve öğrenerek bir yerlere geldim. Kafanızı biraz çalıştırırsanız gözlemleyerek çok şey öğrenebilirsiniz. Eğer sete sadece işimi yapıp evime döneyim değil de öğrenme amaçlı giderseniz çok şey katıyorsunuz oyunculuğunuza. Yaprak Dökümü bana bu imkanı verdi. Oyun bittikten sonra Güven Hokna ve Halil Ergün’ün sahnelerini de izledim.

* O günden bugüne hayallerinizi gerçekleştirebildiniz mi?

Cansel E.: Evet yaşadım ve umarım yaşamaya da devam edeceğim.
Fahriye E.: Benim bir hayalim yoktu. Hayat bana ne sunarsa onu yaşıyorum ve değerlendirmeye çalışıyorum. Çok büyük hayallerin
ya da ideallerinin peşinden gidenlerden değilim. Ne yapıyorsam o anda, o sürede, düzgün yapmaya çalışıyorum. Kendimi mutlu etmek önemli. Hayat benim için spontane...

İzleyici aşık bir adamın intikamını görecek

* Türkiye’de yer aldığınız projeler oyunculuğunuza neler katıyor?

Cansel E.: Bence bunu Türkiye ile sınırlamak doğru olmaz. Nasıl hayat deneyimleri yaşayarak ediniliyorsa oyunculuk içinde aynı şey geçerli. Her bir proje sizin oyunculuğunuzu biraz daha geliştirmenizi sağlıyor.

* Bu dizideki karakterleri yaratırken neler öğrendiniz?

Fahriye E.: Onu yaratmak için zaten bir şeyleri öğrenmenmiş olmanız lazım. Altı yıl boyunca gözlem yaparak kendime birçok şey katabildim. Çok net karakteri bütün içerisinde gördüm. Sinirini, sevincini nasıl dışarı vurur bunlar önemli benim için. Öncelikli olanlar o kişiye onun kişiliğini giydirmek.
Cansel E.: Dizide benim oynadığım karakterin 4 farklı kişiymiş gibi davrandığını görüyoruz. Sanki aynı projede 4 farklı karakteri canlandırıyor gibiyim. Bu da oynarken benim için çok eğlenceli oluyor. Bir de hikayede işlenen intikam konusu benim hoşuma gitmişti. İzleyici aşık bir adamın intikam uğruna ne kadar ileri gidebileceğini görecek.

Fahriye Evcen

Tarih Bölümü’nde okumak, zaman tüneli içinde tüm dünyada olup biteni anlamamı sağlıyor

*Boğaziçi Üniversitesi’nde tarih okuyorsunuz. Dizi ile okulu idare ettirmek zor olmuyor mu?
Olmuyor. Ben çok keyif aldığım için dersi çok severek dinliyorum. Dersten çıktıktan sonra okuyorum ve öğreniyorum. Okul bana her zaman kolay ve keyifli gelmiştir. Zaman açısından problem yaşıyorum o da sınav dönemlerinde. Aslında çok da gözümü korkutmuyor.
Tarih okuduğunuz da zaman kavramınız tamamen değişiyor. Her şey çok net oluyor. Şimdi bir film izlerken dünyanın başka bir yerindeki tarihi olayla birleştirebiliyorum. O zaman tüneli içerisinde tüm dünyada olup biteni bilmek, kafadaki resmi daha da genişletiyor.

* Siz hangi dönemin kadınısınız?

Hiçbir dönemin. Ben şu an yaşadığım dönemden mutluyum ve şu an ile çok örtüşüyorum. Örtüştüğüm ya da “Ah keşke şu dönemde yaşasaydım” dediğim bir an yok.

* Git gide güzelleşiyorsunuz. Mutlu olma hali insanın yüzüne de yansıyor mu?

Önceden de mutsuz değildim. Her zaman çok mutlu bir insanım. Zamanla insanın yüz hatları oturur ya benimki de oturuyor, büyüyorum işte...

* Yazıp, çizer misiniz? Mesela yönetmen olmak ister miydiniz?

Yönetmen olmak istemem. Edebi bir gücüm de yoktur. Okumayı seviyorum. Tek çeşit müzik dinlemem ya da tek tür kitap okumam. İlgisi çok dağınık bir insanım. Her şeyi bilmek ve öğrenmek isterim.

Şanın ve ünün hiçbir zaman farkında olmadım

* Çok eğlenceli bir kadınsınız. Ama dizilerde hep hüzünlüsünüz...

Çok fazla göz önünde değilim. O yüzden beş yıl boyunca hangi karakter ile özdeştiysem onu gördüler ekranda. Beni Necla olarak tanıdılar, Fahriye olarak ortalıkta çok fazla dolanmadım. Necla agresif bir karakterdi. O yüzden insanların hafızasında öyle kaldım. İnsanları yanıltmak da güzel. Bu durumu dizilerde ekonomik kullanmak lazım. Bir dizide ne var ne yok göstereyim, tüm eforumu sarf edeyim olmuyor. Dizi sektörü bizde çok hızlı ve sürekli üretiyor. O yüzden her işte şaşırtma payı bırakıyoruz.

* En çok hangi karakterinizi severek canlandırdınız?

Aşk Tutulması Pınar’ı çok severek oynadım. Çok fütursuz bir kızdı o. Nasıl istiyorsa öyle yaşıyordu hayatı. Çok eğlenmiştim.

* lmanya’daki arkadaşlarınız burada çok popüler olduğunuzun farkında mı?

Şanın ve ünün hiçbir zaman farkında olarak yaşamadığım için etrafımdaki insanlara da bunu yansıtmıyorum. Onlar da ben nasıl hissediyorsam öyle hissediyor... Siz kendiniz öyle yaşamadığınız sürece etrafınızdaki insanlar ona adapte olmak zorunda kalmazlar. Bu işin bir parçası olarak şaşanın önünde eğreti durmamanız gerekiyor. Bunu kendi hayatına taşırsan sıkıntı yaşarsın ve etrafındakilere sıkıntı yaşatırsın. Almanya’da arkadaşlarıma işimi anlatma çabasına girmiyorum. Kimse ünlü olmayı yadırgamıyor. Almanya’da da birçok dizide oynayan arkadaşlarım var. Dünyanın herbir yerinde çok ünlü model arkadaşlarım var. Görsel işler dünyanın her yerinde. Onlar tarafından çok normal karşılanıyor.

Cansel Elçin

Türkler de Fransızlar kadar romantik

* En sonunda kendi sesiniz ile ekrandasınız. Bu durumun en büyük avantajı nedir?

Ben zaten uzun süredir kendi sesimle oynamak istiyordum. Bunu da birçok röportajımda dile getirmiştim. Yapımcılar da kendi sesimi kullanmamı istedi. Daha sonrasında çekimlere başladığımızda dublaja girdim ve hem yönetmenimiz hem de yapımcımız kesinlikle kendi sesimi kullanmamı istedi. Benimde bu durum çok hoşuma gitti. Oynadığım bir dizide ilk kez kendi sesimi kullanacak
olmak beni çok heyecanlandırıyordu.

* Rol arkadaşlarınızla önceden tanışıyor muydunuz? Ön yargılarınız var mıydı?

Beren’le de, Tuba’yla da son olarak Fahriye ile de proje döneminde tanıştım. Hiçbirinde ne oynayacağım partnerlerim hakkında ne de proje hakkında herhangi ön yargım olmadı. Olsaydı zaten o işe başlamazdım.

* Geçtiğimiz yıl bir film çekmiştiniz. Şimdi çalışmalarınız var mı?

Aslında Gönülçelen bittikten sonra biraz durup yeni film için yoğunlaşayacaktım fakat Yalancı Bahar senaryosuyla beni çok etkilediği ve
içinde yer almak istediğim için kabul ettim. Filmlerle ilgili olarak kafamda tasarladığım birkaç
senaryo var. Fakat şimdi diziden dolayı çok yoğun çalıştığım için bu senaryoları bir süre rafa kaldırdım.

Çok popüler olduğumu düşünmüyorum

* Senaryolarınıza baktığınız zaman son dönemde nelerin sizi etkilediğini fark ediyorsunuz?

Ben genelde senaryolarımda insan hikayeleri ve insan psikolojileri üzerine gidiyorum. Onların patetik hallerini anlatmayı seviyorum.

* Fransa’dan kalma o romantizm sizde var mı ya da sadece işine aşık bir adam mısınız?

Bence romantizm sadece Fransa’ya ait bir şey değil hatta size Türkiye’deki insanların daha romantik olduğunu söyleyebilirim. Evet işimi çok seviyorum ama elbette hayatta oyunculuk dışında şeylerde var...

* Çok popüler olmanıza rağmen popüler kültürün dışındasınız. Televizyonun içinde olmak nasıl bir ego sağlıyor?

Çok popüler olduğumu düşünmüyorum aslında. Popülerliğin gelip geçici bir şey olduğunu düşünüyorum hele hele televizyonda. Ben her zaman şunu söylemişimdir; televizyonda olmadığınızda kısa sürede insanlar
sizi unutur, hafızalarından silerler. Dizi yaptığınızda her hafta insanlar
sizi izliyor, beğeniyor
ya da eleştiriyorlar. Yaptığınız işle ilgilide tepkileri sıcağı sıcağına alabilmek, insanların sizi başarılı bulup izlemesi tabii ki bir oyuncu için çok önemli.

Dizideki karakterimde serserilik var ama gerçek hayatta pek serseri bir yanım yok. Sanırım dizide yaptığım serserilik bana yetiyor. (gülüyor)

(Pazar Vatan)