GAY ROLÜ OYNARIM

Merhum Turgut Özal'ın torunu Halil Uğur Erken ''Turgut Özal’ın torunu olmam gay’i oynamama engel değil'' dedi



Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal, ayağında şortuyla, Semra Özal'la el ele basının karşısına çıkardı. Kimi zaman eline mikrofonu alıp şarkı söylerdi, kimi zaman da omzunda papağanıyla poz verirdi. şimdi de torunu Halil Uğur Ekren aynı rahatlıkla kameraların karşısında. “Bir Kadın Bir Erkek Yarışıyor”un finalistleri arasına giren Ekren, “Turgut Özal'ın torunu olmam gay rolünü oynamama engel değil” diyor.

Bir anda günün adamı olmak, gazetelerde haberlerinizin yer alması nasıl bir duygu?

- Çok enteresan. Çünkü ben “Bir Kadın Bir Erkek Aranıyor” yarışmasına girerken bu denli ilgi görmeyi beklemiyordum. Yani sabah kalkıp gazetelerde kendimi görmek hiç aklıma gelmeyen bir şeydi!

Nasıl bir hismiş peki insanın gazetelerde kendini görmesi?

- Hayatımda belki de hiç yaşamadığım bir duygu. Bütün gazeteleri açıyorum, kendimi görüyorum. İyi mi, kötü mü bilmiyorum ama enteresan geliyor.

Hoşunuza gitti mi?

- Evet, hoşuma gitti. Ben Pierre Loti Sanat Lisesi'nde okudum. Lise 1'deyken bir arkadaşımın zoruyla tiyatro koluna girdim. Girdim ve bir daha çıkamadım. Zaten o güne kadar ya gastronomi ya da oyunculuk eğitimi almayı istiyordum. 2005'te ilk televizyon tecrübemi yaşadım. Sonra da üç yıllığına Fransa'ya gidip, oyunculuk ve yönetmenlik eğitimlerimi tamamladım.

İlk televizyon tecrübenizi hangi programla yaşadınız?

- Star TV'de yayınlanan “Canın Sağ Olsun” adlı diziyle. şevket Çoruh'la karşılıklı oynamıştım. Ufak bir delikanlıydım. Yanımda da kız arkadaşım vardı. Uyuşturucu hap kullanıyordum. şevket Çoruh da mahallenin ağabeyi olarak gelip bana bir tokat atmıştı!

Türkiye'nin çok önemli ailelerinden birinin ferdisiniz. “Ben oyunculuk yapacağım” deyip oyunculuk yapabilirsiniz. Ama siz yurtdışına gittiniz, bu işin eğitimini aldınız ve sonra buraya tam donanımlı halde döndünüz. Bunlar normalde pek gördüğümüz şeyler değil...

- Gördüğümüz şeyler değil ama bir kere öncelikle herkes gibi ben de bir meslek seçmek istedim. Annemin de her zaman dediği gibi; “İnsan keyif aldığı mesleği yapmalı”. O yüzden oyunculuğu seçtim. İyi ki de oyunculuk eğitimi almışım. Sette hocamız bize direktifler verdiği zaman, ne demek istediğini anlayabiliyorum. Belki bu eğitimi almamış olsaydım, “Bir Kadın Bir Erkek Aranıyor” yarışmasında veya başka bir dizide yönetmenle anlaşmazlık yaşayabilirdim. Çünkü yönetmen, profesyonel bir gözle direktifler veriyor bize. Tiyatrocu isimlerin çok farklı olduğunu, hatta bu işin tohumu olduklarını düşünüyorum. O yüzden tiyatroyu hiçbir zaman bırakabileceğimi zannetmiyorum. Tiyatroyu bırakırsam, ister istemez oyunculuğum körelmeye başlayacaktır.

YARIŞMADA BİRİNCİ OLMA ŞANSIM ARTIK YOK

Sizinle ilgili haberlerin çıkması, yarışmanın oylarını olumlu ya da olumsuz etkiler mi sizce?

- Zaten bu yarışmada birinci olma şansım olsaydı bile artık yok! Bu olayın bir anda patlaması, insanları geri çekebilir.

Turgut Özal'ın torunu olduğunuzu neden baştan gizlediniz?

- Kimsenin bilmesini istemiyordum. Zaten yarışmaya katılacağımı bir tek anneme söyledim. Anneanneme bile birkaç hafta sonra söyledim. Bir sürü çiftten sekiz finaliste indik, o esnada halk oylaması yoktu, bir jürimiz vardı. İnsanların “Özal'ın torunu” demesini istemedim. Kendim olarak bir şeyler yapmak derdindeyim. Ben Uğur olarak girdim o yarışmaya ve Uğur olarak da devam ettim bugüne kadar.

Peki Özal'ın torunu olduğunuzu öğrenenler değişti mi size karşı?

- Hayır. Ben biraz da onu düşünerek korktum. Ama gördüm ki hiçbir sorun yokmuş!

Dedeniz, basının karşısına anneannenizle el ele çıkardı, omzunda papağanıyla poz verirdi, şortla dolaşırdı. Alışık olmadığımız bir siyasetçi modeliydi. Bakıyorum da siz de alışık olmadığımız bir politik aile ferdisiniz. İç çamaşırınızla duş sahnelerinde yer almışsınız...

- Eğer bir cumhurbaşkanı ailesindenseniz, sizden her zaman çok doğru dürüst olmanız, protokole uygun davranmanız bekleniyor. Ama aslında hepimiz aynı zamanda insanız. Benim annem zamanında “Ünlüler Çiftliği”ne katıldı, ortalık ayağa kalktı. Ben oyunculuk eğitimi aldıysam ve oyuncu olduysam tabii ki önüme gelen rolü oynayacağım. Tamam, sırtladığım bir isim var ama ben mesleğimi ailemi rencide etmeden yapacağım. O duş sahnelerinde oynarken de hiçbir şekilde rahatsızlık duymadım. Çok rahattım, keyifli de geçti. Her projede böyle olur mu bilmem ama muhakkak verilen rolü oynarım.

SİMGEM'E “MERHABA” DEDİM 2 SAAT SONRA YATAĞA GİRDİK

Her rolü oynar mısınız; bir eşcinseli, bir teröristi mesela?

- Bir terörist rolü gelirse tabii ki aileme danışırım. Ama içime sinen her rolü oynarım diye düşünüyorum. Turgut Özal'ın torunu olmam, gay rolünü oynamama engel değil.

Yarışmaya katılmadan önce izler miydiniz “Bir Kadın Bir Erkek”i?

- Ben orijinalini Fransa'da izliyordum. O zaman da inanılmaz beğenmiştim. Ama buraya gelince, Türkiye'de daha iyi yapıldığını gördüm. Ve kendimi iyice kaptırdım bu yarışmaya. Mesela yarışmadaki partnerim Simgem'le gerçek bir kadın-bir erkek ilişkisi yaşamaya başladık. Bizi çekime çağırıyorlar, ben kapıda bekliyorum, o makyajını yapıyor. Normal hayatta bir erkek nasıl bir kadını bekliyorsa öyle. Birbirimizi hiç tanımıyorduk yarışmaya girdiğimiz zaman. İlk gün stüdyoya girdim, Simgem'e “Merhaba” dedim ve iki saat sonra yatağa girdik!

Nasıl yani?

- Gerçekten aynen böyle oldu. Sahnemiz o şekildeydi. Ben yatakta uzanıyorum, Simgem üstüme atlıyor. Altı tane kamera bizi çekiyor, jüri üyeleri ciddi ifadelerle bizi izliyor. Dedim ki içimden “Nereye geldim, ne yapıyorum ben”!

BABAM SÜREKLİ OY ATIYOR BANA

Anneanneniz Semra Özal, yarışmaya katıldığınızı öğrenince ne dedi?

- Anneanneme uğradım bir gün. Hatta ona uğramadan önce, “Anneanne bu akşam saat 22.00'de Turkmax'ı aç” dedim. Yanına gittiğimde, “Artistim, nasılsın, iyi misin” diye benimle dalga geçti, komiklik yaptı. Aileden dolayı çok rahatım. Mesela babam sürekli oy atıyor bana. O da çok destekliyor. Bizde aileyi rencide etmediğiniz sürece olumsuz hiçbir şey olmaz.

KÖŞK'TEKİ ASKERLERİ İTİP YERLERİNE BİZ ÇIKARDIK

Dedeniz vefat ettiğinde kaç yaşındaydınız?

- 6 yaşındaydım.

Ne hatırlıyorsunuz o günlere dair?

- Köşk'ü hatırlıyorum, ama burada mıydı, Ankara'da mıydı onu tam hatırlamıyorum. Asansörler vardı. Asansörlerin önünde de iki tane podyum. Podyumların üstünde askerler dururdu. Dedem çıktığı zaman selamlarlardı. Dedemin geleceğini haber aldığımız zaman ağabeyimle birlikte askerleri iter, biz çıkardık podyuma. Dedem çıkınca, askerlerin yerine onu biz selamlardık. Dedem de selamı ilk kim bozacak diye beklerdi. Çünkü dayanamayıp, gülerdik!

Şu an ona bir şey söylemek isteseniz, ne derdiniz?

- Gizli kalsın. Buna cevap vermeyeyim. (Gözleri doluyor)