YÜKSEL AYTUĞ'DAN İLGİNÇ BENZETME!

Sabah Gazetesi TV eleştirmeni Yüksel Aytuğ, Muhteşem Yüzyıl'a Deli Sabit tiplemesiyle katılan Demir Demirkan'ı öyle bir şeye benzetti ki..



Çarşambayı dizi aldı, bir dizi sevdim Reyting Hazretleri aldı... Kuzey Güney'in start alması ve Muhteşem Yüzyıl'ın dönmesi ile izleyiciler, kanallar arasında tenis topuna döndü.

Sadece o ikisi mi? atv'nin sevilen dizisi Çocuklar Duymasın ve TRT 1'in medar-ı iftiharı Sakarya Fırat da aynı geceye sıkıştı. Artık hangisini canlı, hangisini tekrarda izlersiniz, hangisini kaydedip hangisinden vazgeçersiniz; o sizin bileceğiniz iş...

Ama Muhteşem Yüzyıl ile Kuzey Güney'i reyting köprüsünde boynuz boynuza tokuşturmak bana pek mantıklı gelmiyor doğrusu... (İlk haftanın reyting kapışmasından Muhteşem Yüzyıl önde çıktı.)

Muhteşem Yüzyıl, adına yaraşır bir dönüş yaptı. Önce Al Yazmalım'ın yakışıklısı İlyas'ı (Seçkin Özdemir) reenkarnasyona uğramadan önce Ressam Leo kılığında zehirli lokumla can verirken izledik. Hürrem de bu olaydan sonra ağzına lokum sürmemeye karar verdi. (Belki bu sayede bıngıl hallerinden kurtulur!)
Sezon yine Hürrem'in artık ezberlediğimiz çığlıkları eşliğinde doğum yapmasıyla açıldı. Hayırlı uğurlu olsun... Öyle tahmin ediyorum ki, Hürrem, Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın en sevdiği dizi karakteridir! (Zira 3 artı 2 sistemiyle oynuyor.)

Bir de küresel ısınmanın 1500'lü yılların sonundan itibaren başladığına artık iyice inandım. Diziye bir türlü kış gelmiyor! Saray bahçesinde kadınlar yemek yerken masada kavun karpuz vardı. Belli ki yaz ayıydı.
Ardından ekranda '5 ay sonra' yazısı belirdi. Osmanlı, Macaristan seferine çıktı.

Normalde Aralık-Ocak ayları olması gerekirken, bizim sipahiler yine yazlık kıyafetleydi. Süleyman'ın üzerinde bir Şile bezi gömlek, yaz güneşinin altında tiril tiril uçuşmakta... (Hürrem "Sülüman" diyordu, şimdi Macarlar ona 'Solomon' diyor. Bakalım cihan padişahının ismini daha ne kadar eğip bükecekler...)

Aynı günlerde saray sofrasındaki meyve tabağında salkım salkım üzümler... Demek o zamanlar yaz dediğiniz şöyle 6-7 ay filan sürüyormuş!

Gül Ağa'nın (Engin Günaydın) diziye katılması iyi oldu. Sümbül Ağa ile sürdüreceği 'yalakalık yarışı' siyaset ve bürokrasi dünyasındaki bazı dalkavukların ufkunu genişleteceğe benziyor.

Bu arada Gül Ağa, Ramazan ayının son iftarını hazırlarken, "Şu iftar hayırlısıyla bir bitsin, teravih namazında üç cami dolaşacağım" diyordu. İyi de son iftardan sonra teravih namazı kılınmaz ki...

Diziye yeni katılan Demir Demirkan'ın kostümü ise yaratıcılıkta son noktayı temsil ediyordu.
Kanatlarıyla Victoria's Secret mankenleri gibiydi...