'Kuruluş Osman'ın Umur Bey'i Şahin Ergüney: "Sette son derece profosyenel bir anlayış var"

Yapımını Bozdağ Film’in gerçekleştirdiği, atv ekranındaki ikinci sezonda da reytinglerin zirvesinden inmeyen ‘Kuruluş Osman’ın başarılı oyuncusu Şahin Ergüney, canlandırdığı Umur Bey karakteri ve diziyle ilgili Bozdağ Film Youtube kanalına açıklamalarda bulundu.

'Kuruluş Osman'ın Umur Bey'i Şahin Ergüney:

“KURULUŞ OSMAN, OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN KAYNAĞINA GİDİYOR”

‘Kuruluş Osman’da Umur Bey karakterine hayat veren Şahin Ergüney dizi ile ilgili düşüncelerini “Bir toplum tarihini iyi bildiği zaman güçlü bir şekilde ayakta durur. Biz Türklerin tarihi neredeyse insanlık tarihinin oluşumuna kadar gidiyor. Tarihini ortaya koymak son derece mutluluk veriyor. ‘Kuruluş Osman’ Osmanlı İmparatorluğu’nun kaynağına gidiyor, o kaynağı göstermesi açısından çok önemli. Tarihçiler, belgeler ve materyallerle tarihi bugüne getirirler ama sinemacılar ya da yazarlar o tarihi belgeleri, bilgileri alır, kendi muhayyilesinde şekillendirir, kurgulayarak kendi yorumunu da katarak seyirciye sunarlar. Burada seyirciye karşı sorumlulukları birinci derecededir. ‘Kuruluş Osman’ bu sorumluluğu gerektiği kadar yerine getiriyor ve bakışınızı Osmanlı’nın kaynağına çevirmenize vesile oluyor” sözleriyle ifade etti.

“KENDİ TARİHİMİ ORTAYA KOYMAK SON DERECE MUTLULUK VERİYOR”

Ergüney, ‘Kuruluş Osman’ dizisinde kendi kültürünü yaşatmanın yaşattığı hissiyatı “Karakterimle bağlantımda beni etkileyen noktaların biri, benim de bir Çepni Türkü olmam. Oğuz boylarından Orta Karadeniz’deki Canik beyliğine bağlı bir Çepni Türkü’yüm. Kendi kökümü, insanımı, tarihimi ortaya koymak son derece mutluluk veriyor. Umur Bey bir kere son derece güçlü bir karakter. Kendi obasına, toyuna son derece inanan, sahip çıkan bir bey. Diğer Türkmen beyleri Anadolu’ya daha önce gelmişken; o Moğollar ile hala savaşan bir bey. Doğal olarak da Moğolların gücünün karşısında artık biraz çaresiz kalıp Osman Bey’in çağrısıyla Batı’ya doğru geliyor. Gelirken kendi gücünü, o Türk düşüncesini taşıyarak geliyor. Osman Bey’i çok seviyor. Osman Bey’in Türk birliğini oluşturmasına inanıyor ama buna inanırken de kendi kimliğini bertaraf etmeden, güçlü bir şekilde var ederek geliyor. Zaten Osman Bey ile de çatışmalar burada başlıyor. İkisi de güçlü beyler. İkisinin birlikteliği çok daha güçlü olacak. Umur Bey’in şöyle bir tarafı var; savaşlarda erkek evlatlarını şehit vermiş, bir kızı kalmış. Malhun’u bir savaşçı gibi, bir devlet adamı gibi yetiştiriyor. Kendi toyunda, toplantılarında baş köşeye alıyor. Bizans ile olan görüşmelere dahi kızını gönderiyor ve biraz kızına devretme çabasında. Zaten bizim Türkmenlerin kadına bakışı muhteşem. Aslında anaerkil bir toplumuz biz” şeklinde ifade etti.

“SETTE SON DERECE PROFESYONEL BİR ANLAYIŞ VAR”

‘Kuruluş Osman’ setindeki profesyonelliği ve aile ortamını ise “Bu setin güzel bir yanı var; birçok sette çalıştık, işi biten gidiyor ama buraya sabah geliyoruz, birlikte kahvaltı yapıyoruz, akşam çayımızı, kahvemizi beraber içiyoruz, burada bir aile oluyoruz. Kamera arkasında müthiş güçlü bir yapı var. Reji grubundan işlerini çok iyi bilen insanlarla çalışıyoruz. Prodüksiyona, kostüme, yapıma kadar son derece profesyonel bir anlayış var. O yüzden sette ‘Şu kişiyle anlaşıyorum’ dersem yanlış olur çünkü hepsi ile çok iyi anlaştığımı düşünüyorum.” sözleriyle dile getirdi.

“TARİH OLDUĞU YERDE KORUNMALI”

Ergüney, “Setten hatıra olarak neyi götürmek isterdiniz?” sorusuna “Ben buraya girdiğim zaman bir tarihle iç içe olduğumu hissediyorum ve tarihin olduğu yere dokunulmamalı. Tarih olduğu gibi yerinde muhafaza edilmeli düşüncesindeyim. Yine de ‘Neyi alıp götürmek istersin?’ dersen benim için atlar müthiş varlıklar. At üstünde olduğum zaman atımla kurduğum diyalog, onun sıcaklığını hissetmem bana büyük coşku veriyor. İmkanım olsa atımla birlikte olmak isterim” şeklinde yanıt verdi.

“YAKLAŞIK 700 YILLIK BİR TARİHİN İÇİNE DOĞRU GİDİYORUM DİYE DÜŞÜNDÜM”
Kendisini çok heyecanlandıran ve unutamayacağı sahne ile ilgili düşüncelerini “Sette beni etkileyen bir günüm var. Atla Osman Bey’in toyuna gideceğiz. Kostümleri giydik, arkada alplerimiz atla gidiyoruz. Kemerli kapıdan içeriye girdiğim an 700 yıl önceye gittiğimi hissettim. Oradaki alplerin bakışları, duruşları, yanan meşaleler, sis, duman, eski yapılar, nal sesleri… Oradan inip yürümeye başladığımda içimde bir heyecanla 700 yıllık bir tarihin içine doğru gidiyorum diye düşündüm. Bunu sonrasında da hiç unutmayacağımı düşünüyorum” şeklinde anlattı.